Aşk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Aşk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Ocak 2012 Cuma

Ya ben çok salağım ya da her şeyi oldukça abartıyorum... Bence her ikisi de mevcut bende. Ama sorun şu ki bi şarkıyı 110 kez dinleyip ağlamamak için kendimi zor tutmak. yeter bence. Neden böyle bi şey yapma ihtiyacı duyduğunu da bilmiyorum. Kendime mei eziyet ediyorum acaba? O hasta oldu, ben de hasta oldum. Şimdi de verdiğim tüm kararları tek tek geri alıp hepsini yapıp, ona ağlamayacağımı söylediğim halde saçma salak ağlıyorum.

18 Ocak 2012 Çarşamba

Bazen sarhoş olmak herkesin işine gelebilir. Rahatlıkla yalan söyleyebilirsiniz veya çeneniz çok açılır ve doğruları söyleyiverirsiniz. açıkçası bi' erkeği tam anlamıyla sarhoşken tanımaya başlarsınız. Bazıları saçmalar, bazıları kalbinizi yeniden fetheder bazıları ise olduğu yerde kalır. Bazen yanında olmak istersiniz böyle durumlarda. Sadece sizin yanınızda içse, sarhoş olsa onu bi' arkadaşı değil de siz ayıltsanız daha hoş olur belki. En azından aklınız orada kalmaz. Belki siz yanındasınız diye daha bi' dikkat eder kendine ama şimdi değilsiniz. O arkadaşıyla bu soğukta içerken siz burda oturmuş bunu okuyorsunuz bense bunu yazıyorum. Bazen kendime kızıyorum bu kadar önemsememeliyim. Bu kadar takmamalıyım onu. Hayatımın içine bu kadar dahil olmasına izin vermemeliyim...

Ama elimde değil işte Bi' kere severseniz bu planlarınızın hepsi gider. biliyorum erken bunları söylemek için çok erken. Bu yazıyı onun okuyacağını bile bile yazmak istiyorum. İçimden şu lanet olası camı açıp avazım çıktığı kadar bağırmak istiyorum. Bana yeniden bunları düşündüren adama teşekkür ediyorum. elimden başka ne gelir ki? Bazen şikayet ediyorsun biliyorum aşırı romantikleşiyorum bazen. Ama benim işim bu yazmak yazmazsam kendimi bulamam ben. Kaybolurum zihnimin karanlığında. Ayrıca kendi zihnime ışık tutmazsam seninkine nasıl tutabilirim ki? Hayallerim olmazsa ben ne yaparım hiç düşündün mü?
Doğru çabalamadan bişeyler yapmak istedim çoğu zaman. Gitar konusunda da haklısın. Sen şimdi bu yazıdan habersiz bi şekilde arkadaşınla eğleniyosun ama bilmiyosun ki ben seni hiç bu kadar özlememiştim. Bi yabancıyla konuştum sanki. Belkide yabancı değildi Gerçek Kaptandı o?

Bil ki bu benim sevgimi değiştirmedi. Yüzümde güller açıyomuş. Doğru. Sürekli gülüyorum, sürekli şarkılarımızı dinliyorum -Eğer Dinlemek isterseniz Bu ve Şu- tamam galiba fazla özledim ben seni. Yine kızarsın belki bana "Duygusala bağlamışsın Signora!" diye... Kız istediğin kadar kız ama yeter ki benim sana kızmama izin verme..
SENİ SEVİYORUM...

Çocuklar çok zeki yaratıklar

 İşte çocuklardan “Tanrıya Mektuplar”…
Sevgili Tanrım,
Tamam incil’de öbür yanağını çevir dedin biliyorum; ama kardeşim gözüme vurunca ne yapacağım? Sevgiler.
 Teresa -5 yaşında
Sevgili Tanrı,
Sahiden var mısın? Bazıları buna inanmıyor: Eğer varsan gecikmeden bir şeyler yapmanda fayda var.
Harriet Ann -6 yaşında-
Sevgili Tanrı,
O kadar becerikliysen hadi görelim bakalım oku benim şifremi:
VDDL RBT CLJKS NT PSD KLHSM ATFC
Eğer anlayabildiysen yarın yağmur yagdır da anlayayım.
-Jabe
Sevgili Tanrı,
Bende senin dışında bütün liderlerin resmi var.
Norman -6 yaşında-
Tanrım,
İncil’de neden hiç karının adi geçmiyor? Yoksa İncil’i yazarken daha evlenmemiş miydiniz?
Larry -6 yaşında-
Sevgili Tanrım,
Oğlanlar kızlardan daha mi üstün? Biliyorum sen de onlardansın ama gene de dürüst olmaya çalış.
Sylvia -5 yaşında-
Sevgili Tanrı,
Kitabını okudum ve beğendim. Bütün o fikirler nereden geldi aklına?
John -8 yaşında-
Sevgili tanrı, öğretmen günlerin önce kısaldığını, sonra uzadığını söyledi. Artık bir karar vermelisin.
-Mindy
Sevgili tanrı yeni öyküler yazamaz mısın? Yazdıklarının hepsini okuyup, bitirdik ve yeniden başa döndük.
-Terry
Sevgili Tanrı,
Şu andaki eksiklerimi yazıyorum: Yeni bir bisiklet, bir kimya seti, köpek, film makinesi, beyzbol eldiveni. Hepsini gönderemezsen birazı da olur.
Seni seven Eric -5 yaşında-
Not: Noel Baba’nın olmadığını biliyorum.
Canım canım Tanrı,
Astronotları öyle yukari firlatip fırfır döndürmelerinden ödüm kopuyor. N’olur onların bizim evin çatısına düşmelerine izin verme.
Dostun Norman -4.5 yaşında-
Sevgili Tanrım,
İnsanlarin ölmelerine izin verip yenilerini yapmak yerine neden elindekileri tutmuyorsun?
Jane -6 yaşında-
Sevgili Tanrı,
Lütfen bana bir midilli gönder. Senden şimdiye kadar hiçbir şey istemedim. Bunu da herhalde unutmazsın.
Bruce -4 yaşında-
Sevgili Tanrı,
Babam çok aksi. Onu bu huyundan vazgeçirmeni istiyorum. Ama lütfen canını yakma. Sevgilerle.
Martin -5 yaşında-
Sevgili Tanrı,
Bulutlardan biri yüzünü öyle korkunç yaptı ki ödüm koptu. N’olur söyle ona bi’ daha öyle yapmasın.
Ellen -3 yaşynda-
Sevgili Tanrı,
Eğer hiç kimse bilmeyecekse iyi olmanın ne yararı var?
Mark -8 yaşında-
Tanrı’cım,
Üst kattakiler durmadan bağıra çağıra kavga ediyorlar. Bence yalnızca çok iyi arkadaşların evlenmesine izin vermelisin.
Nan -5 yaşında-
Sevgili Tanrım,
Ne diye bu kadar çok insan yarattın. Başka bir dünya daha yapıp fazlalıkları oraya koyamaz mısın?
J.B. -7 yaşında-
Tanrım,
Insanlara ruhları her zaman doğru mu dağıtıyorsun? Yanlış yapabilirsin.
Audrey -8 yaşında-
Sevgili Tanrı,
Sen tuhaf ne yaparsan yap herkes hayran oluyor; ama ben ufacık bir şaka bile yapsam yiyorum fırçayı.
Jodie -6.5 yaşında-
Sevgili Tanrı,
Bizi hiç merak etme çünkü bizimkiler çok dindar.
Teddy -9 yaşında-
Tanrım,
Şişman olunca kimse senin arkadaşın olmak istemiyor.
Billy Jean -9 yaşında-
Sevgili Tanrı,
Zürafaların görünümünü isteyerek mi böyle yaptın, yoksa yanlışlıkla mı oldu?
Norman -4 yaşında-
Sevgili Tanrı,
Tanrı oldugunu nasıl bilebildin?
Charlene -3 yaşında-
Sevgili Tanrı,
Senin yaşına geldiğimde tıpkı senin gibi olmak istiyorum. Tamam mı?
Tommy -4 yaşında-
Sevgili Tanrım,
Eğer Tanrı ben olsaydım bu kadar iyi olmazdım. Bunu aklından çıkarma.
Michelle -6 yaşında-
Sevgili Tanrı,
Kiliseye sözüm yok ama kuşkusuz daha iyi müzikler kullanabilirsin. Umarım yazdıklarıma kırılmazsın.
Ayrıca bir kaç yeni şarkı yazamaz mısın?
-Dostun Barry
Sevgili Tanrı,
Şu hergün ezip durduğumuz karıncaların umarım senin için özel bir önemi yoktur.
-Dennis.
Sevgili tanrı,
Şu plastik çiçeklere kafan bozulmuyor mu? Eğer gerçeklerini yapan ben olsaydım çıldırırdım.
-Lucy
Sevgili Tanrı,
Geçen hafta New York’a gittiğimizde Saint Patrick kilisesini gördüm. Bayağı güzel bir evde oturuyorsun.
-Frank
Sevgili Tanrı,
Evet, ben anlaşmamızın yarısını yaptım bakalım. Bisiklet nerde kaldı?
-Bert
Canım tanrı.
Kucaklaşmayı sen mi buldun? Çok güzel bir şey.
-Brenda
Sevgili tanrım, niçin hiç TV’ye çıkmıyorsun?
-Kim
Niçin daha sonra yeni hayvanlar bulup göndermedin? Hala eskileri ortada dönüp dolaşıyorlar.
-Johny

Tumblr ve Aşk

Yeniden bi' başlayayım dedim Tumblr'a. Ne bileyim biraz değişiklik istedim galiba ama Tumblrda tutunmanın çok zor olduğunu biliyorum. Eskiden orda da yazardım ama benim eşsiz zekam şifremi falan unuttuğu için eski hesabından giremedim.


Nasılsa önümde 15 günlük bi tatiil var. Ben de bu arada buralarla ilgileniveririm işte fena mı olur? Bence hiç fena olmaz. Sonuçta ben kendimi ifade ediyorum burada hatırlarsanız zaman zaman ağlayacağımı söylemiştim? Hatırladınız mı? Bi tek filmlerde ağladım işte onu dedikten sonra. Bence bu da iyi bi' şey çünkü sulu göz olmak iyi değildir.

15 Ocak 2012 Pazar

Aşkıma :*

Kaaar!

Çok güzel kar yağıyo Ankara'da.. Yüksekte oturmanın bi güzelliği de kar yağarken izleyebilmek balkonda oturup sıcak çikolata, kahve eşliğinde bu güzelliğe tanıklık etmek..

Bi düşündüm de.. Dünyanın her yerinde ayrı bi güzellik mi yaratır bu 'kar' denen yaratık? Bazen aşkımıza tanıklık eder, bazen yalnızlığımıza.. Ama herzaman en güzel olanı yaşatır insana.



Ayrıca kim hayrı der ki bi' bardak sıcak çikolataya! -Hihih kafiye yaptım ^^-

Ama her zaman güzeldir kar taneleri.. İnsanı özelmiş gibi hissettirir. Buz gibi soğuk havada bile içini ısıtır (: Ben soğuk havaları pek sevmem aslında. Kar'ı da sevmem pek. Ama bugün okadar güzel yağıyo ki dayanamadım seveyim bari dedim..







Sevilmeyecek gibi değilmiş aslında bu kar denen yaratık ^^

5 Ocak 2012 Perşembe

Aşk Engel Tanımaz ^^




Yeni yıla sevgilisiyle dudak dudağa giren insanlar da oldu bu tatlı çiftler  gibi ^^

Gösterinin ortasında sevgilerini sergilemekten utanmayıp sokak arasında sevişenler de...

Yaşadıkları fırtınalı hayata inat yeniden aşka tutunanlar da oldu..








Bazıları ise alışıla gelmişin dışında aşklar yaşadılar ve mutlu oldular! (:
Bunlardan bazılarını sizinle paylaşmak istedim :)
 Elton John & David Furnish
Ünlü Şarkıcı Elton John uzun zamandır birlikte olduğu David Furnish ile görkemli bir törenle evlendi.

Ellen De Generes ve Portia Di Rossi
ABD'de ekranın en tanınmış yüzlerinden Ellen De Generes ile oyuncu Portia Di Rossi de 2008 yılında evlenmişti.





Tabi bunların yanında hepimizin aşık olduğu yakışıklılar da yer almakta! ^^
 Lorenzo Martone ve Marc Jacobs
Moda tasarımcısı Jacobs ile Lorenzo Martone 2008 yılında nişanlandıklarını açıkladılar.Düğün tarihi bir türlü kararlaştırıp evlenemediler. Hatta nişanı da iptal ettiler. Ama hala birlikteler ve bir kız çocuğu evlat edinmeyi planlıyorlar. 
 Neil Patrick Harris ve David Burtka
Onlar henüz evlenmediler ama bir aile oldular bile. 
Çift, taşıyıcı anne aracılığıyla ikiz bebek sahibi oldu.
 
Ahh Neil aah...  biz seni ne kadar çok seviyoruz hiç haberin var mı? o.O olsun biz yine de aşığız sana!

3 Ocak 2012 Salı

Sınavlar, Ben ve İncir Reçeli

Sınav haftası bu hafta.. tüm zor sınavlar bu haftada aslında. Ve ben bunlara aklımı tamamen verip çalışamıyorum bile. Nedenini ben de bilmiyorum ama yok tık yok beynimde. Ya anlamıyorum ya da çalışasım gelmiyor. Bugün matematik sınavım vardı. sormayın nasıl geçti diye çünkü pek iç açıcı değil. Blog falan yazmaya adadım ben kendimi. Arada düşünce yazıları yazdığım da olur..
Her neyse. Dün matematik sınavına çalışayım diye oturdum çalışma masama.. Ama tık yok. Yok Yok Yooook. Anlamıyorum hiç bi' şey. Kitaplar bana bakıyor ben kitaplara. En sonunda uzun zamandır izleyemediğim "İncir Reçeli"ni izlemeye karar verdim.
DİNLEMEDEN GEÇMEYİN!!!

TANRIM! ben bu filme -izlememiştim oma olsun- bi' kez daha aşık oldum. her saniyesinde ağladım durdum. hele filmin sonunda... Aman tanrım. Bi' daha okadar şiddetli ağlayamam sanırım :/

Bi' alıntı yapmak istedim filmden.. en sevdiğim, en çok ağladığım sahneden bi' alıntı;

"Ben insanları arabanın camına vuran yağmur damlalarına benzetiyorum. Bazen, bir damla aşağı doğru kayarken, başka bir damlaya karışıp, güçlenerek daha hızlı ilerler. Ben de sana karıştım aşkım. İnsanlar acımasız, savurgan. Hiçbir şeyin sonu gelmeyecekmiş gibi davranıyorlar. Bir gün, şoförün camı açabileceğini hiç düşünmüyorlar."
"Bana bir şeyi sevme hakkı vermediler, ben de incir reçelini sevdim. İncir Reçeli sendin aşkım."

1 Ocak 2012 Pazar

yeni bir güne merhaba demek...

Aslında hep hayali kurulur yıl başı gecesinin nasıl geçeceğinin... Kimileri ailesiyle baş başa oturup, tombala oynayarak yeni yıla girmek ister. Bazıları ise arkadaşlarıyla dışarı çıkıp eğlenmek. Benim ailem ise ARKADAŞLARIYLA dışarı çıkıp eğlenmekten yana kullandılar tercihlerini. Eee biz de iki kuzen kaldık evde tek başımza. ne yapalım diye düşünürken içtiğimiz içkileri yarım bıraktığımız aklımıza geldi. Geçtik balkona; Ankara'nın eşsiz manzarası eşliğinde içtik içkilerimizi. yeni yıla da HALİL SEZAİ'nin şarkılarıyla ve elimizde biralarla girdik.. Biraz dertleştik kuzen kuzene.. İçimizde ne kaldıysa anlattık herşeyi birbirimize. Şunu anladım ki; kaç yıl geçse de Aşk aynı aşk, acı aynı acı. Ve mutluluk? o duygu ise her insana göre değişir. hepinize mutlu yıllar ^^ :)

28 Aralık 2011 Çarşamba

Çok değerli bi' insandan...

Tamam sevgilinin tokasıyla uyuyup saçının telini saklayıp yada t-shirtünü giyip o salaş halinle, nasıl göründüğünü umursamadan sürekli sırıtma durumuna; kokusuyla sarhoş olmak denir. Denir denmesine ama kalbinin "evet" dediğine aklını kullanarak "hayır" diyenler; o aklı pek kullanmasınlar derim. Zira son kullanma tarihi geçmiş. Herneyse hayat küfürleştikçe benim yücelttiğim şey önemsiz gibi göründ...ü. Hiçbiriniz anlamadınız. Sende anlamadın. Aptaldın. İyi olmak için bir şey yapmama gerek yoktu belki ama durarak da kötü olamazdım. Peri masallarındaki hayvana dönüştülmüş erkeklerin varlığı; tanrının, fiziksel üstünlüğü neden kadınlara vermediğinin açıklamasıydı zaten ama ben onlardan değildim fiziksel üstünlük nedir görmedim bilmedim. Upuzun günler, kısacık senelerle paklanır dedim. İskelede başladı mezarda bitsin istedim. Herşey bir yana en kötüsü; artık daha büyük şeyler hayal etmekten korkuyorum. Çünkü yaşadığım olayların geri yansımaları değil, yaşayamadıklarımın doğuramadığı sonuçlar beni anlatıyo gibi. Neyse bunların hepsini unutun. Aslında ben sistemin kölesiydim. Hiçbir değer yargım yoktu çünkü sanırım benimkisi tutkuydu. Hiçbirinizin rüyasında bile göremeyeceği o tutku.

23 Aralık 2011 Cuma


Kadın: Mesela.
Erkek: Evet, mesela?
Kadın: Sana yemek yapsam mesela.
Erkek: Mesela ellerinle yedirsen bana.
Kadın: Sonra çıkıp dışarı hiç bilmediğimiz yerlere gitsek, ara sokaklarda yürüsek.
Erkek: Seni sırtıma alıp koşsam.
Kadın: Dondurma yesek, ağzına yüzüne bulaşsa ben temizlesem.
Erkek: Saçma sapan şeylerden konuşup saatlerce gülsek.
Kadın: Yüzlerce fotoğraf çekilsek aptal aptal.
Erkek: Sonra ben seni öpsem, öpsem, öpsem.. Sonra ben seni hep öpsem, sevsem.
Kadın: Her şeyim sen olsan, tenin tenime değdiğinde bile huzur bulsam.
Erkek: Sen uyurken gizli gizli sevsem seni.
Kadın: Uyurken horultunu dinlesem hep.
Erkek: Usulca sokulup koynuna, uyusam.
Kadın: Mesela işte.
Erkek: İşte.